BT Adına Bir Şeyler Yapılmalı

Melih Akyılmaz
1 Haziran 2012, Cuma

Ankara merkezli 4S Bilgi Teknolojileri, uzun yıllardır kamu ile sürdürdüğü çalışmalarının yanısıra, İstanbul operasyonunu güçlendirmeye ve tam anlamıyla IT danışmanı rolünü üstlenmeye karar verdi.

Kurumlarda iş verimliliğini artırmak için bilişim çözümleri üretmek amacıyla 1996’da Ankara’da kurulan 4S Bilgi Teknolojileri, aradan geçen 16 yılın ardından bugün ülkemizin önde gelen bilişim firmalarından biri oldu. Kurulduğu günden bugüne özel ve kamu sektörlerine tedarik, entegrasyon, teknolojik çözümler, iş zekası, iş sürekliliği ve iş teknolojileri yönetimi hizmetleri veren 4S Bilgi Teknolojileri, bugün tüm Türkiye genelinde yetkili servis ağı bulunan bir firma konumunda.

Biz de IT Advisor olarak bilişim sektöründe hızla yükselen 4S Bilgi Teknolojileri’ne daha yakından bakmak için Genel Müdür Melih Akyılmaz ile bir söyleşi yaptık.

IT sektörünün geldiği noktayı nasıl yorumluyorsunuz?

Günümüzde IT sektörünün büyük markaları bile doğru yapılanmadıkları, kendilerini doğru alanlarda geliştirmedikleri aşamalarda ciddi zararlar görüp, ticari hayatlarını sonlandırabiliyorlar. Bu yüzden insanlar bu sektör içinde çalışırken uzmanlıklarını belirlemeli, yapılarını gözden geçirmeli. Bu organizasyonlar artık çözüm vermediği için sektörün içerisinde nerede konumlandırılmalı, pozisyonu belirlenmeli, nasıl bir rol alabileceğini belirtmeli. Bence işin o tarafı daha önemli. Çünkü bizim buradaki bakış açımız artık farklı.

Bunu sektörel bir özeleştiri olarak algılayabilir miyiz?

Bilişim sektörü artık büyümüyor. Bunun nedenlerini konuşmamız lazım. Neden büyümüyor, neden yatırım yapılmıyor? Aslında talep büyüyor ancak sektör büyümüyor. Şu anda hem özel sektörden hem de kamudan ihtiyaç sahibi birimler, karşılarında çözüm üretebilecek firma bulmakta zorlanıyorlar. Biz çözüm üretme odaklı bir firmayız. Artık konsept, bilgisayar satmak değil. Sektörün büyümesi ve gitmesi gereken nokta artık çok daha farklı. Örneğin bugün “bulut bilişim” teknolojilerinden bahsediyoruz. Bilişim artık günümüzde elektrik ya da su gibi tüketilen bir olgu haline geldi.

Bu yönüyle baktığımızda, 4S Bilgi Teknolojileri olarak siz neler yapıyorsunuz?

Bizim burada farklı bir yere gitmeye çalıştığımız konu kurumların içindeki bilişim departmanlarını aşıp, kurumların içindeki iş birimlerine bilişimi bir hizmet olarak nasıl verebileceğimiz, bilişimle onların işlerini nasıl daha kolay yapılabilecek noktalara taşıyacağımız noktasında kafa yormak, emek harcamak. Çok basit bir örnek vereceğim : Bugün niçin bir sürücü ehliyetine ihtiyacımız var? Ürün olarak elinizde bir ehliyet olmasına gerek var mı? Aslında polis sizi çevirdiği zaman, TC kimlik numaranız üzerinden, kendi veri tabanından bütün sorgulamayı yapabilecek durumda. Sizi bir vatandaş olarak ikinci bir kart taşıma yükümlülüğünden bilişimle kurtarabileceğiz. Böylece devletimize, ülkemize o kartın basılması, hazırlanması, dağıtılmasıyla ilgili emeğin daha verimli bir yerde kullanılması, o kullanılan kaynakların daha başka yerlere yönlendirilmesi olarak da fayda sağlayacak. Demek istediğim, artık IT’yi ürün olarak görmeyi bırakmamız lazım. IT’yi ürün olarak gördüğümüz zaman büyüyemiyoruz. Pazarı da büyütemiyoruz.

4S Bilgi Teknolojileri’nin öncelikli çalışmaları nelerdir ?

4S olarak Ankara’daki yapılanmamızın odak noktası devlet. Bizim yapmaya çalıştığımız konu, bilişimin belirli alanlarında zaman içerisinde uzmanlaşıp, bununla ilgili teknolojileri kamu kuruluşlarına kendi yapılarında nasıl pozisyonlayabilecekleri ile ilgili çözümler üretmek. 2009 yılında bu vizyonumuz ilk oluşmaya başladığında kamuya en rahat anlatabileceğimiz bilişim teknolojisinin iş sürekliliği kavramı olduğunu gördük. İş sürekliliği, bir işin bütün konularının sürekli olması anlamına geliyor. Olası bir yangın veya sel felaketi gibi durumlarda başka bir yerden hizmet devam ettirirken oraya gönderdiğiniz personelin elini yüzünü kurulayacağı havluya kadar düşünmeniz gereken çok detaylı bir süreç. Bu konuyla ilgili dünya çapında gelişmiş bir standart var. Biz bunu kamuya nasıl uygulayabileceğimiz konusunda modeller oluşturduk. Bütün kamu kurumlarında bu konuda bir farkındalık yaratmaya çalıştık. Bu yarattığımız farkındalık her zaman o ideal noktaya kadar gitmedi. Ama kaç adım öteye taşıyabilirsek bunun devlet için bir fayda olduğunu düşündük. 2009 yılından bugüne bununla ilgili 100’e yakın sunum yaptık ve 2011 yılında 6 tane iş sürekliliği projesi tamamladık. 2012 itibariyle iş zekası kavramını, yani kurumların elinde bulunan verilerin kurumların işlerine nasıl daha iyi yarayabileceğiyle ilgili bir misyon başlattık. Şu anda bu konuyla ilgili çalıştaylar, sunumlar hazırlayarak, kamuda böyle bir algının oluşması için bilgi birimimizi aktarmaya çalışıyoruz.

Kamuyla çalışmakta zorlanıyor musunuz?

Kamuyla çalışmak farklı olsa da zorlanmıyoruz. Bizim şirketimiz 16 yıldır bu işin içinde. O düzen içerisinde nasıl hareket edileceğini bu sürede öğrendik. Kamudaki bilgi-işlem departmanlarının kadro problemi var ve kamu kendisi için ürettiği iş yapısına çok müdahil olamıyor. Çünkü bunlar ciddi yatırımlar. Daha kaliteli insan, daha fazla araştırma, daha fazla yatırım yapmanız gereken noktalar var. Bu maliyetleri de her şirketin çok rekabetçi bir sektörün içerisinde taşıyabilmesi mümkün değil. Aslında biz de bu maliyetlerimizin karşılığını alamıyoruz. Ama bazı şeyleri de kamu yararına yapma düşüncesindeyiz. Ondan dolayı da bu yatırımlarımızı devam ettiriyoruz. Ama iş zekası kısmına geldiğiniz zaman bu yolda daha kat edilecek çok yol var, çok yatırım yapılması gerekiyor ve bunun sonuçlarını da çok daha sonra alacaksınız. Ama şu anda bu farkındalığı yaratmak lazım. Bizim derdimiz, bir kavram oturtabilmek. Örneğin, kamuya getirelim, kamu bunun farkına varsın. Çıkan projelerden elbette ki sektörün büyümesiyle beraber biz de faydalanıyor olacağız. Aslında bilişim sektörünün büyümesiyle ilgili beklentimiz bu. Herkes kendisine bir konu seçsin ve bu bilinçlendirmeyi yapsın. Biz iş zekası konusunda yapıyoruz. Başka bir firma veri güvenliği konusunda bunu yapabilir. Başka bir firma analitik konusunda bunu yapabilir. Ama yeter ki bu kavramlar insanlara, kamuya tanıtılsın.

Biraz da İstanbul çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

4S Bilgi Teknolojileri olarak iş sürekliliği ve iş zekası kavramlarının yanında iş teknolojileri yönetimi konusunda da çalışıyoruz. İş teknolojileri yönetimi, bugüne kadar daha çok İstanbul’da, yaptığımız bir bilgi birikimiydi. İş teknolojileri yönetimiyle bir projenin nasıl yönetilmesi, proje yönetilirken performansın nasıl yönetileceği, şirketinizde ve veya kurumunuzda başlattığınız operasyonları bir proje mantığıyla ele alıp bunların başarıya ulaşması için ne gibi metodolojilerin izlenmesi gerektiğiyle ilgili çalışmaları yürütüyoruz. Bu konuyla ilgili çalışmaları zaten 2002 yılından beri İstanbul’da yapmaktaydık. Şimdi İstanbul organizasyonumuzda bir takım değişiklikler oldu. Farklı bir rotaya doğru çektik. Bu disiplini Ankara’da kamuya getirmekle ilgili bir vizyon sahibi olduk. Çünkü iş sürekliliğini sağlamanız için aslında o iş sürekliliğinde kullandığınız süreçleri yönetebiliyor veya bu yönettiğiniz süreçlerden elde ettiğiniz verilerle bir iş zekası yaratarak, bir sonraki adımınızı planlıyor olmanız lazım. yani iç içe giren bir mimarimiz var. Portföy proje yönetimi konusunda uluslararası başarıya sahibiz. Ortadoğu ve Avrupa’dan çok önemli referanslarımız var. Maalesef Türkiye’deki yazılım projelerinin yüzde 50’si çöpe gidiyor. Bunlar boşa giden emekler, boşa giden yatırımlar. Burada test yöntemleriyle o projedeki açıklıkları, yanlışlıkları, performansları ölçebilme kabiliyetine sahibiz Yük testi, performans testi, fonksiyonel testi gibi bir takım testlerle daha ürün hayata çıkmadan ne gibi sorunlar yaşanabileceğini tespit edebilme imkanımız var. Sanal kullanıcılar oluşturabiliyoruz.

Son olarak IT sektörünün gelişimi için neler söylemek istersiniz?

IT sektöründe gerekten olmasını istediğim konu şu: Artık IT sektörü kendisini farklı bir yere getirsin. Tedarikçilikten çıksın, beyaz eşya satmıyoruz. Her firma IT adına gerçekten bir şeyler yapsın. Biz bunu yapmanın gayreti içindeyiz. Çok iyi yaptığımızı iddia etmesek bile daha farklı bir yerde olduğumuzu düşünüyorum.